Faydalı Bilgiler

organik

Organik Gıda Nedir?

Organik gıdalar genetiği değiştirilmemiş bitkisel ve hayvansal gıdaları içerir.

Organik ürünler; tohumdan toprak, hava, su koşullarından başlayarak sofraya gelene kadar her bir aşamasında kimyasal girdi, suni gübre, GDO, ışınlama kullanılmadan üretilir. 

Organik gıda yetiştirilmesinde ve işlenmesinde;

genetik mühendisliğin,

böcek ilaçlarının,

yapay ve benzeri gübrelerin, 

yabani ot ve mantar öldürücü ilaçlarının,

büyütme düzenleyicilerinin,

hormonların,

antibiyotiklerin,

koruyucuların,

renklendiricilerin,

katkı maddelerinin,

kimyasal kaplama ve parlatıcı maddelerin,

kimyasal ambalaj malzemelerinin

kullanılmadığı  gıda maddeleridir. 

tarım

Organik Tarım

Organik Tarım, FAO ve Avrupa Birliği tarafından “konvansiyonel tarım”a alternatif olarak da kabul edilen bir üretim şeklidir.

(Konvansiyonel Tarım: Organik tarım faaliyetleri dışındaki tüm tarımsal faaliyetlerdir.)

Değişik ülkelerde farklı isimlerle anılmaktadır;

Almanca ve Kuzey Avrupa dillerinde   “Ekolojik Tarım”,

Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca’da  “Biyolojik Tarım”,

İngilizce’de “Organik Tarım”

Türkiye’de ise “Ekolojik veya Organik Tarım"

eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

Ekolojik/Organik/Biyolojik Tarım Sistemi ile üretilen ürünler Organik Sertifikalıdır.

Bu terim “asgari üç yıl” süre ile aşağıdaki üretim koşullarını sağlamış ürünler için kulllanılabilir.

  • Ürünlerin hiçbir zirai ilaç veya kimyasalın kullanılmadığı tarlada/toprakta yetiştirilmesi
  • Sadece organik gübre kullanılması
  • Haşerelerin  biyolojik yöntemler ile kovulması
  • Organik tarım ilkelerine uygun olarak ürün toplanması
  • Kullanılacak tüm girdilerin organik tarım metoduna uygun olarak üretilmesi veya temini
  • Ürünlerin biyolojik yöntemler ile işlenmesi
  • Ürünlerin organik tarım metoduna uygun olarak paketlenmesi, etiketlenmesi, depolanması, taşınması, pazarlanması.
  • Ürünlerin her aşamasında kontrolünün ve kaydının yetkilendirilmiş kurumlarca yapılması, denetlenmesi ve sertifikalandırılması
  • Ürünlerin üretiminde sürdürülebilir verimlilik,  toprak verimliliği, ekolojik dengenin korunması, çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyen modern tarımsal üretim tekniklerinin kullanılması

              

Organik Tarım Esası na göre üretim yapmak bilindiğinin aksine çok ciddi emek ve mücadele gerektirir.

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kanunlarla yetkilendirilmiş ‘Kontrol Sertifikasyon Kuruluşları’ tarafından denetlenip kayıt altında tutulur.

Ürünlerin kalıntı barındırmadığı analizlerle akredite laboratuvarlar tarafından bilimsel olarak incelenir ve raporlanır. Bu sürecin sonunda üreticiye ‘Müteşebbis Sertifikası’  verilir. Üretilen ürünler de ürün sertifikaları ile belgelendirilir.

 Organik Sertifikası olan ürünlerde sadece T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı organik logosu kullanılabilinir ve bu ürünler ‘Organik’ ürün olarak isimlendirilir. Bu kriterlerin tamamı dışında kalan hiçbir ürüne ‘Organik’ kelimesini kullanmak yasal değildir. 

Organik diye sizi kandırmalarına izin vermeyin. Organik sertifikaların takipçisi olun. Bilinç ile tüketin. Araştırmaktan ve sormaktan çekinmeyin. Alacağınız ürün “doğal” ürün ise bunu bilmek hakkınızdır.

Ne yazık ki ülkemizde “Doğal” ve “Organik” kelimelerinin çoğu kişi tarafından aynı anlamı taşıdığı düşünülmektedir ve bu da bazı organik olmayan ürünleri satın almamıza ve kandırılmamıza sebep olmaktadır.

“Doğal”  kelimesi,  doğada bulunan, doğal olarak, doğada kendiliğinden yetişen anlamındadır.  Yani hiçbir şekilde katkı maddesi ya da kimyasal içermediğini garanti edemeyiz.

Bu ürünlere asla organiktir diyemeyiz.

Doğal ürünlere sanayi dumanı veya sanayi atıklarının kirlettiği sudan geçen kimyasallar ile otoyollar vasıtası ile yüksek oranda kurşun bulaşabilir aynı zamanda yan tarlada kullanılan tarım kimyasallarının da rüzgar aracılığıyla gelip bulaşma riski vardır. 

Organik denetime tabi olmadıkları için üzerlerinde ne oranda zararlı kalıntılar olduğu bilinemez.

Müşterilerimizin talepleri doğrultusunda, dükkanımızda güvendiğimiz üreticilerin doğal ürün kategorisindeki ürünlerinin satışını yapmaktayız;ancak ürün bilgisini şeffaf bir şekilde müşterilerimiz ile paylaşmaktayız.

Siz de organik bir hayata başlayabilirsiniz. Bu yeni hayatınızda her gün bilinçle ve gönül rahatlığı ile yol almak ve gün geçtikçe derinleşmek göreceksiniz ki sizi hayata daha çok bağlayacak.

Neden Organik?

 Ekosistem ve ekolojiye saygılı bir yaşam için 

  Sürdürülebilir bir hayat için 

 Toplum sağlığı için 

 Su kaynaklarının kirlenmemesi ve yokolmaması için  Yağmur Ormanları’nın yokolmaması için 

 Dünya’da duyarlı ve barış dolu yaşamak için  İnsan Hakları için 

 Gelecek nesiller ve çocuklarımız için 

 Gezegenimiz için 

 Hayvan Hakları için 

  Ormanlarımız için 

 Temiz Toprak için 

 Yaban Hayatı Korumak için 

 Dünyamız için…

çilek şerit


Zincir mağazalardan alışveriş yapmak yerine organik sertifikalı ürünler satan güvenilir internet sitelerinden, kolektiflerden, lokal ve butik esnaflardan , ekolojik pazarlardan alışveriş yapmayı öğrenmekle yeni bir hayata başlayabilirsiniz.

Her yeri kablolar ile sarılmış, giriş çıkışlarda x-ray kapılardan geçilen kapalı,

havasız, elektrik yüklü Avm’lere, büyük marketlere giderek sağlığınızdan olmak yerine sınırlı sayıdaki güvenilir organik üreticilerin ürünlerine ulaşabileceğiniz güvenilir esnaflarınız olsun. Tercihlerinizdeki küçük değişiklikler ile kendiniz ve gezegeniniz için büyük değişimlerin bir parçası olabilirsiniz.

çilek şerit

Sağlıklı besleniyorsun peki ya mutfak araç gereçlerin?

Daha besleyici, daha sağlıklı, daha vitaminli… Tükettiğimiz besinlerin bu değerleri sadece doğal yapılarından değil,

pişirilme yöntemlerinden de geliyor. Kullandığınız tencere, tava ya da fırın kaplarının hangi maddeden yapıldığı,

tükettiğiniz yiyeceklerin lezzetini olduğu kadar besin değerini ve dolayısıyla sağlığınızı da etkiliyor.

              

Evdeki ve yaşamındaki ilk işin; plastiklerden ve silikonlardan kurtulmak olmalı…

plastik

Plastikler ve silikon araç gereçler;

Plastik, özellikle asitli besinlerle, sıcak gıdalarda, sıcak ortamda plastik besine geçerek insan vücudunda yağ dokuda birikebilmekte ve sinir sistemi için yorgunluk,

sinirlilik, uyku sorunları gibi, kansızlık, kanamanın durdurulmasında güçlük, zararlı etkilere yol açmaktadır.

Mutfakta günümüzün yeni moda akımı görselliğiyle dikkat çeken rengarenk silikon mutfak kapları, yumurta fırçası, maşa, kaşık, spatula; çelik ve teflon kalıpları,

metal maşaları ve tahta kaşıkları rafa kaldırtmış durumda.

silikon

Silikon, camın da hammaddesi olan silis kumunun sıvılaştırılması sonucunda elde edilen sağlıklı ve hijyenik bir hammaddedir.

Silikonun ortalama erime sıcaklığı 357°C dir. Bu sebeple bu kadar esnek bir malzeme şaşırtıcı bir biçimde fırının

içerisinde erimeden kullanılabilmektedir. Peki silikon ürünler ne kadar sağlıklı?

Daha çok son zamanlarda yaygınlaştığı ve aslında çok kısa zamandır kullanımda olduğu için ilerleyen yıllarda insan sağlığında nasıl etkilerinin olacağı bilinmiyor.

 

tahta

Tahta araç gereçler;

Tahtadan yapılmış kaşık ve kepçeler süs amacıyla değil, yemek için kullanmak amacıyla alınıyor ise boyalı olmayanlardan seçilmesi gerekmektedir.

Özellikle yemek hazırlarken, karıştırırken kullanılan tahtadan yapılmış kaşık ve kepçelerin yapısı zaman içinde su, sıcak, soğuk gibi faktörler ile tahrip olur. Önce üzerindeki cilası, daha sonra da yüzey düzgünlüğü bozulur. Düzgünlüğü bozulan kaşık ve kepçelerin üzerindeki çatlak ve çiziklerde, yıkama sırasında deterjan kalır. Bu dar yerlere giren gıda artıkları tümüyle temizlenemediğinden bu alanlarda kolayca mikrop üreyebilir. Kaşık, çatal ve bıçaklar, saklama ve temizleme şekline, kullanım süresine bağlı olarak bazen zararlı mikropları ve zehirleyici maddeleri yenilen yemekle vücuda bulaştırır. Bu durum ciddi zehirlenmelere ve kanser gibi çok önemli sağlık sorunlarına neden olabilir.

Kesme tablaları mutfaklarda en çok kullanılan ekipmanlardandır. Kesme tablalarında tahta malzeme kullanımı uygun değildir; çünkü tahta malzeme ıslandığında geç kurur. Bu sebeple nemli kalır ve nemli ekipmanda bakteriyel üreme oluşur. Kıymıkları gıdaya karışabilir. Deformasyon açısından oldukça risklidir.

Bulaşık makinesinde asla yıkanmamalıdır; ısıdan zarar görür.

Çapraz bulaşma riski sebebiyle çiğ ve çiğ olmayan ürünleri, hayvansal ürünler ile ekmek ve  sebze-meyveleri asla aynı kesme tahtasında kullanılmamalıdır.

Bu durum tüm ekipmanlar için geçerlidir. Örneğin; et kestiğiniz bıçağı silip sebze meyve veya ekmek kesmemelisiniz.

              

Bir düşünün… aşağıdaki araç gereçleri kullanarak hangi metallere maruz kalmaktayız?

sebze doğrama, çırpma, soyma, kesme, süzme araç gereçleri

maşalar, kepçeler

mangal teliniz
yemeğe gittiğiniz yerlerde çizilmekten deforme olmuş tencere, tava ve kalıplar
tost makinelerinin teflon kaplaması

spatulalar, dövücüler

alüminyum, bakır çaydanlıklar

alüminyum konserve ve içeçek kutuları

alüminyum folyonun kullanıldığı pişirme yöntemleri

alüminyum folyonun kullanıldığı gıda kapları ve gıda taşıma yöntemleri

Metal araç gereçler;

Metal kaşık, çatal ve bıçakların yapıldığı maddeye göre paslanma, çizilme, kırılma ile küçük ya da önemli miktarda olmak üzere

gıdaya zehirli metal ve çizilen, çatlayan bölümlerin de gıda artıklarının kalması ve mikrop üremesi ile de hastalık bulaştırma riski mevcuttur.

              

Metal kaşık, çatal ve bıçakların parlaklığını kaybetmesi, renginin solmasının özellikle asitli yiyeceklere zarar verdiği anlamına gelmektedir. Bu yiyeceklerle de söz konusu metaller o yemeği yiyen insanların vücuduna ulaşır ve yıllar sonra depolanan miktara bağlı olarak felç ve kanser de dahil olmak üzere pek çok hastalığa neden olabilir.

Metalden yapılmış kaşık, çatal ve bıçak gibi mutfak malzemeleri yapıldığı malzeme ne olursa olsun yoğurt, turşu gibi asitli gıdalarla temasta metalin bir bölümü bu tür gıdaların içine daha kolayca geçer. Bu nedenle böyle asitli besinlerin içinde metal kaşık, çatal ve bıçaklar bırakılmamalıdır.

Metal mutfak araç gereçleri yıkanma sırasında birbirine sürtünme ya da yumuşak olmayan deterjanlarla yıkandığında yüksek oranda çizilir; çizildiğinde ise temas ettiği gıdalara metal bulaştırır.

Metal kalıplar normal şartlarda kullanılsa bile kullanımlardan doğan deformasyonlar sonucu, kısa bir süre sonra yapışmama ve sağlıklı olma özelliğini yitirir.

Yapılan çalışmalarda, çatal, kaşık ve yemek takımlarının yıkanmasından sonra, bulaşık makinelerinden çıkan atık su içinde bu malzemelerin yapıldığı metallere rastlanmıştır.

Örneğin, vücuda bu yolla giren nikel vücutta kemikler, böbrekler, karaciğer, akciğer, beyin ve bağışıklık sisteminde depolanarak bu organlarda yetersizliğe yol açarken, genetik yapıyı bozarak kanserlere yol açabilir. Bunların yanında cilt sorunlarına da neden olabilmektedir.

Krom;  mide ülseri, karaciğer ve böbreklere zarar vererek yetmezliklerine, kanserlere yol açabilmektedir.

Gümüş kaşık, çatal ve bıçakları en seçkin ürünler olarak kabul görmektedir; ancak vücuda giren gümüşün beyin ve sinir hücrelerini etkileyerek ciddi sorunlara yol açabilmektedir.

Kurşun; en zehirli metallerden biridir. Uzun süre küçük miktarlarda da olsa vücuda alındığında, tansiyon yüksekliği, böbrek yetmezliği,

beyin ve sinir sistemi sorunları, kansızlık gibi sorunlara neden olmaktadır.

Çinko; aniden ortaya çıkan böbrek yetmezliğine neden olabilmektedir. 

Bakır demirin vücutta düzenli bir şekilde kullanılması için gereklidir. Bakır olmazsa demir hemoglobine bağlanamaz. Bakır insan vücudunda tüm organ ve dokularda bulunmaktadır. Vücut için önemli olmasına rağmen yüksek dozları ise zehirler. Bakırla ilgili en ciddi zehirlenmeler de ağız yoluyla olmaktadır.

Ham maddesi bakır olan mutfak gereçleri yiyeceklerin asidik özellikleri nedeniyle zamanla aşınır, oksitlenerek bakır oksit ve bakır sülfatlar ortaya çıkar. Bakır içeren bu kapların yemek hazırlanmasında ve servisinde kullanılması “bakır zehirlenmesine’’ neden olurlar. Bulantı, kusma, midede yanma bakır zehirlenmesinin belirtileridir.

Bakır kaplar kalaylanarak zehirlenmeden korunmaya çalışılsa da, kalayların içinde de kurşun olduğu unutulmamalıdır.  

Kalay ise uzun süre alınmasıyla depresyon, karaciğer hasarı, bağışıklık siteminin zayıflaması, kansızlık gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır.

Nikel önemli bir alerjendir. Toplumun yaklaşık %15’inde nikel alerjisi görülmektedir.Nikelden etkilenenlerin büyük bir kısmının gıda kaynaklı olduğu tespit edilmiştir. Biz nikeli en çok çelik tencereler içinde görsek de aslında nikelin bir çok kullanım alanı vardır. Paslanmaz çelik, alkali piller, madeni para, mıktanıs, bakır-nikel alaşımları ve korozyona dayanıklı alaşım ürünleri üretimi başlıca kullanım alanlarıdır.

Ev malzemeleri içerisinde önemli nikel kaynakları krom-nikel çeliğinden tavalar, elektrik ısıtıcıları veya kahve ve espresso makineleridir.

 

Zemini kaplamalı araç gereçler;

Neogranit, Biogranit gibi tanımlarla satılan granit tava ve tencerelerin hammaddesi de teflon ile aynı olduğu bilinmektedir.

Ancak daha kalın bir zemin kaplamasıyla dayanıklılık arttırılmakta ve bu şekilde çizilmelere ve darbelere karşı daha sağlam olabilmektedirler.

Teflon, politetrafloroetilen (PTFE) polimerin ticariadıdır. 1938’de Du Pont tarafından bulunmuştur. Isıya, kimyevi maddelere, neme,sürtünmeye dayanıklı olan teflon hiçbir maddeye yapışmaz; ancak yüksek sıcaklıkta PFOA denilen zararlı kimyasalların açığa çıktığı belirtilmektedir.

tencere

Granit ve seramik zemin kaplamalarında (dünyanın en ünlü markaları dahil),

Tava ve tencerelerin kullanma talimatında aşağıdaki önerileri yazar;

-ürünü alt tabanından daha geniş ocaklarda kullanmayınız, aksi halde yüksek ateş tencere veya tavaya zarar verebilir,

-tencere veya tavayı boş halde kullanmayınız; oluşabilecek gerilim tava veya tencere iç tabanının zarar görmesine yol açabilir,

-bıçak veya diğer kesici aletlerle tava içinde yiyecek kesmeyiniz,

-yiyecekleri 1-2 saatten fazla tava veya tencere içinde bekletmeyiniz,

-tava veya tencereyi ocak üzerinde sürükleyerek taşımayınız, zemine sert bir şekilde koymayınız

Dolayısıyla gerek granit gerek seramik tencere ve tava zemininin gıdaya zarar vermemesi için yüksek sıcaklıklarda kullanılmaması gerekmektedir.

Zehirli kimyasalların 200 santigrat derecenin üzerinde açığa çıktığı biliniyor. Peki bu şartların sağlanması ve uyulması her zaman ve her an mümkün müdür?

Türkiye’de yılda 10 milyon tencere ve tava satıldığı belirtilmektedir. Bu pazar bir şekilde değişik tip ürünlerle kontrol altında tutulması gerekiyor.

Teflon sağlığa zararlı olduğu anlaşılınca, “teflon” adı devri bitti. Teflonun başka bir türü, “granit” veya “seramik” tabanlı ve kaplamalı tava ve tencereler piyasaya sürüldü.

Ve büyük ihtimalle bir süre bunların satışı yapıldıktan sonra, sağlıkla veya kullanım ile ilgili bir sıkıntı yaşanması halinde başka yeni bir tür tava ve tencere ürün pazara sunulacaktır.

Emaye, aslında genel olarak “kaplama" olarak kullanılır. Örneğin alüminyum vb. materyalden yapılan bir mutfak gereci emaye ile kaplanarak evlerimize ulaşır. Cam hamurundan yapılan emaye antibakteriyel, sağlıklı ve dayanıklı olması nedeniyle çok da uzun ömürlüdür.  Emaye de kolay çizilebilir bir kaplamadır. Çizik ve/veya nokta gibi deformasyonu olan emayeler asla kullanılmamalıdır.

Düdüklü tencerede yemek pişirmek besin değerlerini düşürür…

               Düdüklü tencere basınçla pişirdiği için gıdanın içindeki hassas bileşenlerin ortadan kalkmasına neden olur, vitaminleri öldürür ve besin değerlerini düşürür.

Ne yapacağız?

              

Tüm bu malzemelerin saklandığı yerlerin haşerelerin girmeyeceği biçimde korunaklı yerler olması ve kullanmadan önce mutlaka iyice yıkanması gereklidir. İlk yıkama sonrası kaplarda ilk sefere mahsus olmak üzere,  önce içinde su kaynatmak, ondan sonra kullanmaya başlamak gerekir.

Cam kaplar aslında en güvenilir, en sağlıklı kaplardır fakat onlarında kırılma, çatlama riski ve yüzeyine dokunan malzemelere yapışma özelliği vardır. Cam her zaman sağlıklıdır;ancak “kaliteli cam” olmak koşulu ile.

“Kaliteli porselen” kullanmak da doğru tercihler arasındadır.

Tüm pişirme araç gereçlerinizde size tavsiyemiz, 18/10 paslanmaz çelik tencere ve tavalar kullanmanızdır.

Yalnız çizici maddeler kullanmaktan her zaman, her koşulda kaçınınız. Çizikler ağır metalleri ortaya çıkarır.

Temizlik için ovmak, bıçak-çatal değdirerek çizmek vb. de buna dahildir.

İlaveten kavanozlarınızın içinde, baharatlıklarınız içinde, tencerelerinizin içinde  asla kaşık, çatal vb. hiçbir ekipmanı bırakmayınız.

Kaynağı belli olmayan, paket üzerinde kaynağı belirtilmemiş mutfak araç gereçlerini asla kullanmayalım.

çilek şerit

Vücudunuzda ağır metal birikimine dikkat!

Ağır metaller sinsice uzun vadede vücudumuzda birikiyor.

Ağır metal maruziyeti çevresel ve mesleki nedenlerle ortaya çıkabilir. Çevresel nedenlerle düşük dozda ve yavaş maruziyet gelişirken, mesleki nedenlere bağlı yüksek dozda maruziyet ortaya çıkabilir.

Sanayileşmenin artmasıyla ağır metallere maruziyet de artış meydana gelmektedir.

Ağır metaller vücuda alındıktan sonra çeşitli sistemler üzerine toksik etkiler oluşturabilir.

Kurşun, cıva, kadmiyum,  alüminyum, çinko, bakır, krom, nikel, siyanür, arsenik, kobalt, uranyum, magnezyum, manganez, çinko bunlardan bazıları.

Çinko ve bakır gibi minerallerin sağlık faydalarını duymuşsunuzdur; ancak vücudunuzda bu minerallerin aşırı miktarda bulunması da ağır metal zehirlenmesine yol açar.

Böcek ilaçları yüksek miktarda zehirli, toksik arsenik, kadmiyum gibi ağır metaller içerebilir. İyi yıkanmayan sebzeler ve meyvelerde böcek ilacı kalıntıları, ağır metal zehirlenmesinin en önemli nedenlerindendir. 

Böcek öldürücü spreylerdeki ve pişirme araç gereçlerindeki kurşun, konserve kenarlarındaki lehim, amalgam diş dolguları, kozmetik ürünleri ve kirlenmiş denizlerde ki canlı balıklarda biriken civa miktarı, asit gidericiler ve tencere yapımında kullanılan alüminyumdur.

Hamilelik döneminde ağır metaller anne karnındaki bebeğe de geçer.

alüminyum

Alüminyum

Uçaklardan mutfak gereçlerine, deodorantlardan ilaçlara kadar birçok yerde kullanılan ve hafif bir metal olan alüminyum uzun zamandır hayatımızın bir parçası. Bu metalin faydaları milyonlarca kişinin hayatını kolaylaştırdı. Ancak yapılan bilimsel çalışmalar, Aluminyumun Alzheimer, Otizm gibi nörodejeneratif hastalıklar ve alerjilerin oluşmasında önemli rol oynamaktadır.

Bazı diş macunları, yemek saklama kapları, alüminyum folyo, mide için kullanılan antasidler, sigara filtreleri, bazı tuzlar ve peynirler zararlı alüminyum içerirler.

Vücutta alüminyum en çok karaciğer ve beyin dokusunda birikmektedir. Karaciğer hasarı, iştahsızlık, kas ağrıları, psikoz olabilir. Vücuda fazladan giren alüminyum hafıza bozukluklarına yol açabildiği bilinmektedir.

Deodorant kullanıyor iseniz; en azından alüminyumsuz olan deodorant kullanın.

antimon

Antimon

Antimon kozmetik ürünlerde, pil yapımında, kalay-kurşun alaşımlarında, matbaa işlerinde, elektrotlarda, kauçuk yapıştırmada, tekstilde, boyalarda ve plastiklerde alev almayı önlemede, cam ve seramik üretiminde katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Termoelektrik malzemelerin, nanopartiküllerin önemli bir bileşenidir. Vücuda başlıca solunum yolu olmak üzere, ağız ve cilt yoluyla da girer. Akciğerlerde Pnömokonyoz, ciltte “Antimon Dermatozu”, Kalp-Damar sistemi hastalıkları, kanser, immün sistem bozuklukları ve kadınlarda düşüklere neden olabilir.

arsenik

Arsenik

Arsenik, çok güçlü zehirleyici özelliği olan elementtir. Bütün kanser türlerinde arseniğe rastlanır. Vücudumuza en fazla zararı olan maddedir. Genellikle şebeke suyunda bulunmaktadır. 

Arsenik tarımda kullanılan zehirler ile, fabrikaların endüstriyel atıkları ile, orman yangınları ile ve madenler yoluyla su kaynaklarına bulaşır.

Madencilikte kullanılan siyanür ciddi bir arsenik kaynağıdır.

Kimi işyerlerinde de arsenik içeren çalışma ortamları bulunmaktadır.

Arsenik ve bileşiklerinin kullanıldığı diğer bazı ürünler şunlardır; elektronik cihazlar, matbaa mürekkebi, böcek öldürücüler, tekstil boyaları, sinek kâğıdı, deri koruyucular, ahşap koruyucu kimyasallar, pigmentler, diş uygulamaları, fare zehri, kanser ilaçları, boya, duvar kâğıtları, seramik, lazer, LED’ler…

Tavuklar, pirinç ve konsantre meyve suları başta olmak üzere birçok besin ve gıda ile arsenik içeriği tespit edilmiştir.  Birçok oyuncak ve boya da arsenik içeriyor.

Tahmin ettiğiniz gibi sigarada arsenik de bulunuyor. İlaveten bazı şarap ve biralar da aresenik tespit edilmiştir.

Bilinçsiz ve aşırı tarımsal ilaçlama da arseniğe bağlı kanser vakalarının artmasına yol açmıştır.

Bir litre içme suyunda 10 mikrogramdan fazla arsenik bulunması tehlikeli olarak görülmektedir. Bu sebeple şebeke sularının içilmemesi ve yemeklerde kullanılmaması tavsiye ediliyor.

bakır

Bakır

 

10 gramdan fazlası öldürücüdür.  İyi kalaylanmamış bakır kaplarda pişen yiyeceklere bakır tuzları geçer.

Bakır su borularından geçen içme suları ile zehirlenmeler  oluşabilir.

Sıcak musluk suyunun, soğuk suya kıyasla 2 kat fazla bakır içerebildiği belirtilmektedir.

civa

Cıva

Son yıllarda çevre kirliliğinin yüksek olduğu denizlerimizde yaşayan balıklarda ve midyelerde ve tüm deniz ürünlerinde yüksek civa oranları ile karşılaşılmaktadır.

Deniz ürünlerini seven ve düzenli tüketen kişiler, cıva düzeylerini periyodik olarak kontrol ettirmelidirler.
                              

Endüstride ise cıva, florasan lambalarda kullanılmaktadır.

Cıvanın, kağıt hamurunda ve kâğıt sanayinde beyazlaştırıcı etkisinden yararlanılır.

En büyük risk ise diş dolgularında kullanılan alüminyum dolgu amalganlarındadır. Bunlar büyük oranda civa içerir. Dolguların konulması ya da çıkarılmasında cıva bulaşmasında çok dikkat edilmesi gerekmektedir.

              

Hatta kanaatimizce dolgu maddesi olarak amalgam kullanımının kesinlikle yasaklanması gerekiyor.

Cıvanın, özellikle hafıza ve konsantrasyon sorunları yarattığı, duygusal dengesizlik ve bozukluklara neden olabileceği biliniyor. Akut cıva zehirlenmelerinde vücutta ödem, şişkinlik, sıvı kaybı, vücut kıllarında dökülme, reflekslerde artma görülebilir. Kronik cıva zehirlenmesinde diş kaybı olur. Cıva merkezi sinir sisteminde hasar yapar, karaciğer ve böbreklerde bozulma olur.

civa

Çinko

Çinko tüm hücrelerimizin içinde ve 200 kadar enzimin yapısında bulunur. Vücutta en çok kas dokusunda (% 65) depolanır. En yüksek oranda eritrosit ve lökositlerde bulunur. Diğer yüksek oranda çinko içeren dokular kemik, deri, böbrek, karaciğer, pankreas, retina ve prostattır. Erişkinlerin günlük çinko ihtiyacı 15 mg kadardır.

Çinkonun Sektörlerdeki Kullanım Alanları

 

Enerji Sektörü

Enerji nakil hatları, aydınlatma direkleri, enerji santralleri, trafo binaları

İnşaat Sektörü

Endüstriyel tesislerde çelik konstrüksiyonları, çelik bina kolon kirişleri, bağlantı elemanları, cıvata, somun vs çatı kaplama elemanları

Tarım Sektörü

Sulama sistemleri, tarım aletleri ve makinaları,

Otomotiv Sektörü

Karayolları işaret levhaları, yönlendirme tabelaları, oyun parkları, lunaparklar

Çinkoya bağlı toksik etkiler, uzun süre günlük 150 mg.dan fazla alındığı zaman ortaya çıkıyor.

Çinkonun toksikolojik belirtileri mide krampı ve ishal şeklinde gözlenmektedir.

Çinko maruziyetinin sonuçları;

  • Solunum sistemi hastalıkları
  • Kanserojen riskler (çinko, krom, nikel, berilyum, siyanür )
  • Cilt ve göz hastalıkları
  • Kas-İskelet sistemi hastalıkları
  • İşitme-Koku alma fonksiyonunda bozukluklar
kadmiyum

Kadmiyum

Elektrik, seramik, pil ve akü sanayisinde kullanılan yumuşakça, kanserojen, toksik bir ağır Metal element. 

Kadmiyum, birçok ürünün üretiminde faydaları olsa da insan sağlığı açısından zararlı bir elementtir. Ekosistemde ise en tehlikeli ağır metallerden biridir. Canlı organizmalar için toksik metaller arasında yer alır. Bileşikleri de oldukça toksiktir. Pillerde kullanılan kadmiyum, kanserojen etkiler göstermektedir. Çevreye; çinko fabrikaları, sigara dumanları, boyalar ve plastik katkı ürünleri aracılığı ile yayılabilir. Kadmiyum içeren piller de doğaya atıldığında bileşikleri serbest duruma geçer ve suya karışır. Kadmiyum içeren zehirli su, gıda zinciri ve içme sularıyla insan vücuduna girebilir. Ayrıca plastik maddeler, metal alaşımları ve gübreler de kadmiyum kaynağıdır.

Sigara da kadminyum vardır. Kadmiyum ve bileşiklerinin teneffüs edilmesi de ağız, solunum yolları ve akciğer tahrişlerine yol açar.

Gıda için kullandığımız seramik kaplar aracılığı ile az miktar da olsa vücuda kadmiyum alınabilir. Ayrıca Kabuklu deniz ürünleri, deniz yosunu, midye, karaciğer, mantar, kakao tozu gibi gıdalarda yüksek oranda kadmiyum bulunur. Bu gıdaları tüketenlerin vücutlarındaki kadmiyum oranı daha yüksektir. Kandan karaciğerlere ve böbreklere taşınır. Böbreklerde filtreleri tahrip ederek vücut için gerekli proteinler ve şekerin vücuttan atılmasına yol açar. Kadmiyumun vücuttan atılması uzun sürer.

Kadmiyumun vücutta yol açtığı rahatsızlıklardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz; akciğer hastalıkları, prostat kanseri, doku tahribatları, merkezi sinir sistemi ve bağışıklık sistemi sorunları, kansızlık, ishal, kronik sorunlar, böbrek üstü bezi tahribatı, karın ağrıları, kusma, kemik rahatsızlıkları, üreme sistemi sorunları, kısırlık, prostat sorunları, psikolojik sorunlar, beyin ve omurilik hasarları, DNA hasarı sonucu kanseri tetikleyici unsurların ortaya çıkması gibi.

Kadmiyum, ayrıca tarım gübrelerinde bulunuyor. Bunu sebze veya meyve yiyerek zaten farketmeden tüketiyoruz.

kalay

Kalay

Kalay çeşitli organik maddelerde kullanılır. Kalay bileşikleri tarım alanında; tarım ilaçları gibi, plastik endüstrisi, boya endüstrisi gibi çok sayıda endüstride kullanılır.

Kalay maddelerinin kullanıldığı alanların sayısı her gün artmaktadır. Zararlı etkisi bulunduğu maddenin çeşidine ve etki altında kalan organizmaya bağlıdır.

Kalay bileşiklerini gıdalarla, solunumla ve deri yoluyla almaktayız.

Kalay bileşiklerinin alınması; uzun dönem etkileri kadar, akut etkilere de sebep olabilir. Akut etkileri göz ve cilt tahrişleri, baş ağrısı, karın ağrısı, bulantı ve baş dönmesi, nefes darlığı; kronik etkileri ise depresyon, karaciğer hasarları, bağışıklık sistemlerinin yetersizliği, kromozom hasarı ve anemidir.

krom

Krom

Kanserojen bir maddedir ve cildi tahriş eder. Bu nedenle pek çok ülkede yasaklanmıştır. Küçük miktarlarda bile; cilt yanıklarına, zatürreye, doğum sırasındaki komplikasyonlara ve mide kanserine neden olabilir.

Vücuda en önemli giriş yolu akciğerlerdir. 

Aşağıdaki alanlarda kullanılır.

  • metal kaplamacılığı
  • ahşap koruma
  • deri tabaklama
  • fotokopi toneri, manyetik bantlar, litografi, fotoğrafçılık, katalizör
  • çimentoda
  • paslanmaz çelik üretimi ve kaynakçılığı
  • alaşımların üretimi
kurşun

Kurşun

Kurşun en toksik metallerden birisidir. Kurşuna maruziyet çevresel ve endüstriyel yollarla gerçekleşebilir. Kurşun vücuda gastrointestinal ve solunum sistemi yoluyla alınır. Organik bileşikleri deriden de alınabilir.

Kalsiyum ve kurşun aynı taşınma mekanizması için yarışır ve bu yüzden diyetteki kalsiyum içeriğinin azlığı kurşun absorbsiyonunu arttıran önemli bir faktördür 

 Genellikle kurşunu musluktan akan sudan veya sebze gibi besinlerde kullanılan tarım ilacından dolayı tüketmiş oluyoruz. 

Kurşun kalemin ağıza götürülmesi, kemirilmesi yolu ile de kurşun vücuda girmektedir.

              

Kurşun, akü imalatında ve oyuncaklarda yaygın kullanılan aşınmayı engelleyen bazı boyalarda kullanılmaktadır. Benzinli araçların egzozundan havaya kurşun salınmakta ve bu kurşun doğada yok olmamaktadır. Kurşun ihtiva eden sırlı porselen, seramik maddeler ve kalitesiz camlara da dikkat edilmelidir.

              

Yapılan bir çalışmada, ekmek paketleri üzerinde yüksek oranda kurşun tespit edilmiştir. Yapılan başka bir çalışmada ise çocukların sıklıkla tükettikleri şekerleme paketlerinden özellikle sarı ve yeşil olanlarının yüksek oranda kurşun içerdiği belirtilmiştir.

Örneğin, yalnızca ABD’de Sanayi süreçleri ve kurşunlu benzin atmosfere 600.000 ton kurşun yayar.

nikel

Nikel

Günlük yaşamda nikel içeren pek çok madde ile karşılaşılmaktadır.

madeni para , toplu iğne, kapı kolları‐tutacaklar, metal aksesuar-süs- takı ‐ toka, küpe, giysilerdeki kopçalar, dikiş iğnesi, sigara çakmağı, çatal – bıçak takımı, musluk, femuar dosya dolabı, tencere (paslanmaz çelik), zımba ‐ çıtçıt, metal mutfak gereçleri, metal düğme anahtar ‐ anahtarlık, makas, metal ovma bezleri, ruj kutusu, diş protezi ve telleri, çanta sapı, kapı pencere kolları, gözlük, mobilya metal aksesuarları, merdiven trabzanı, boya ve cila gibi petrol ürünleri.

Ev malzemeleri içerisinde önemli nikel kaynakları, ısıtıcı birime suyun direkt teması olan çelik tencereler, krom-nikel çeliğinden tavalar, elektrik ısıtıcıları veya kahve ve espresso makinalarıdır. Kahve makinalarından çıkan kahvede, hazır kahvedekinden 10 kat kadar daha fazla nikel bulunabilir.

Paslanmaz çelikler zararsızdır.

Armatürlerde uzun süre duran suyun nikel oranı genellikle yüksektir. Bu yüzden çeşmelerden suyun kullanılmadan önce bir miktar akıtılması kural olmalıdır.

Bundan başka nikelin tütün dumanında bulunduğu da bilinmelidir.

Alkali piller, çinko ve pirinç kaplama malzemeleri, seramikler, elektrolizle kaplama ve lehimleme maddeleri, boyalar, elektrik kabloları, emayeler, yakıt katkı maddeleri, yağ sertleştiriciler, böcek ilaçları, boya sabitleyiciler, nikel alaşımlar, cam boyama malzemeleri, resim ve duvar kağıdı renklendiricileri, plastikler nikel içeren endüstriyel ürünlerdir.

Nikele maruziyetin oluşturabileceği başlıca sağlık riski solunum sistemi kanserleridir.

Nikele maruziyetin bir diğer önemli etkisi de alerjidir. Astım, ürtiker, eritem, kontakt dermatit oluşturabilir. 

Nikelin fazla miktarda alınması akciğer, burun, prostat ve gırtlak kanseri riskini artırır.

Ne Yapacağız?

  • Öncelikle bu konuyu dikkate almanızda fayda var.
  • Ağır metal zehirlenmesi ile mücadele etmenin en garanti yolu, bu maddelerin bulaşabileceği yiyecek, içecek ve malzemelerle teması kesmektir.
  • Nedeni bilinmeyen kronik yorgunluk, kansızlık, halsizlik, savunma sistemi zayıflığı, kas, eklem ağrıları ve depresyon gibi sorunlarda mutlaka vücutta ağır metal birikimi olup olmadığının kontrolü için gerekli testler yapılmalıdır.
  • Evdeki kurşun boruların tesisatı değiştirilmelidir.
  • İthal, güvenliği zayıf oyuncaklardan çocukları uzak tutulmalıdır.
  • Kaynağı belli olmayan boyalı seramikleri, teflonları, mutfak malzemelerini kullanılmamalıdır.
  • Sebze ve meyveler iyi yıkanmalıdır.
  • İçecek ve yiyecek ile temas eden alüminyum folyoların ısı ile temasından kaçınılmalıdır.
  • Kaliteli Yağlar Kullanın; bitkisel yağların hidrojenasyonu için katalizör olarak nikel kullanıp uygun yöntemler ile bu nikel %99 oranında tekrar uzaklaştırılmaktadır. Bu sebepten dolayı kaliteli bitkisel yağlar tercih edilmelidir.
  • Kırılma riskine karşın florasan ampuller değiştirilmelidir.
  • Ucuz kumaş boyası, plastik baskı vb. gibi tehditlere karşın aşırı kalitesiz giyimden uzak durulmalıdır.
  • Deniz ürünleri dikkatli tüketilmelidir.
  • Hava kirliliğini ciddiye alınmalı, trafik yoğunluğundan uzak bölgelerde yaşamak tercih edilmelidir.
  • Zorunlu aşılar dışında kalan koruyucu vb. aşılar tercih edilmemelidir.
  • Doğru ve uygun mutfak malzemeleri kullanın; et ürünlerinin alüminyum ve tenekelerde (Geleneksel konserve kutuları) saklanması, nikel içeriğini arttırmaktadır. Mutfak ortamında krom-nikel metallerinin kullanımı ile özellikle yüksek asit içerikli gıda ürünlerinde nikelin açığa çıkması artmaktadır.
  • Mutfak malzemeleri kontrol edilmeli, teflon, granit, alüminyum vb. gibi ürünlerden kaçınılmalıdır.
  • Amalgam dolgudan kaçınılmalıdır.
  • İçeriğinde, kadmiyum, alüminyum ve kurşun gibi ağır metaller bulunan sigara tüketimi sonlandırılmalıdır.
çilek şerit

Veganlık ve Ekoloji

 

Veganlıkla ekoloji arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır.

Dünya yüzölçümünün üçte biri et üretimi nedeniyle çölleşirken, dünya okyanuslarının yarısından fazlası aşırı avlanma nedeniyle ekolojik çöküş noktasına yaklaşıyor.

Et tüketimi, küresel ısınma, çölleşme, yağmur ormanlarının kaybı ve asit yağmurları gibi dünyanın şu an karşı karşıya olduğu büyük çevresel felaketlerin hepsiyle yakından ilgilidir.

İngiltere’deki göller, göletler ve bataklıkların % 90’dan büyük bölümü, sadece tarım arazilerinin hayvan beslenmesine dönüştürülmesi nedeniyle kurumuştur. Hikaye, az ya da çok dünyanın diğer kısımlarında da benzerdir.

ABD tek başına, son 200 yıl içinde arazilerinin üçte birini hayvan yetiştirme için harap etmiştir. Bu açığı kapatmak için yapılan girişimle, 100 milyon hektardan fazla orman arazisi tarım arazisine dönüştürülmüştür. Ormansızlaştırma hala saniyede 0,4 hektarlık bir hızla devam etmektedir.

Sığır çiftliklerinin atmosfer içinde amonyak şeklinde toplam buharlaşan azotun %85’ini oluşturması sebebiyle ormansızlaşmanın ana nedeni olduğu düşünülmektedir.

Yağmur ormanları büyükbaş hayvanların otlatmasına ayrılmak üzere hızla yok edilmektedir. Orta ve Güney Amerika’da her yıl ortalama Belçika büyüklüğünde bir ormanlık alan yok edilmektedir. 1950 yılından bu yana dünyadaki toplam yağmur ormanlarının yarısı yok edilmiştir

Sahra çölü bir zamanlar Romalılar’ın tahıl yetiştirdikleri yeşil ve bereketli bir topraktı. Şimdi, hepsi kayboldu. Bu büyük çölün önümüzdeki 20 yıl içinde 320 kilometreden fazla büyüyeceği tahmin ediliyor. Ana neden, koyun, keçi, deve ve inekler için ayrılan meraların aşırı derecede büyütülmesi. Böylece çölleşme büyüyor, sürüler göç yollarını değiştiriyor.

Sadece 25 yıl içinde, gezegenimizin akciğerleri tabir edilen Amazon yağmur ormanları, yaklaşık% 40 oranında yok edildi. Böyle acımasız davranışların etkisi, birçok hayvan türlerinin göç etmesine, soyunun tükenmesine ve daha henüz keşfedemediğimiz canlı türlerinin yokolmasına neden olmaktadır.

Her bir büyükbaş hayvan günde en az 60 litre metan gazı üretir. Çünkü Azot, Karbondioksitten 270 kat daha fazla küresel ısınmaya neden olan etkili bir gazdır ve büyükbaş hayvan gübresiyle tüm alana yayılmaktadır. Dünya sıcaklıkları böylece yavaş yavaş daha da yükseliyor ve buzullar eriyor. Antarktika’da, son 50 yılda sıcaklık 2.5 derece arttı ve buzulların 8.000 kilometrekarelik bölümü ısınan sıcaklıkla birlikte yok oldu.

Birçok ülkede artık su sıkıntısı çekiliyor. 1 kilogram tahıl üretmek için 200 litre su gerekliyken, 1 kilogram et üretmek için ise, 20.000 litre suya ihtiyaç vardır.

Amerika’da, tüm su kaynağının yarısından fazlası et sektöründe kullanılmaktadır. Hayvan dışkılarından kaynaklanan azot, bazı içilebilir yeraltı suyu kaynaklarını kirleterek içilemez hale getirmektedir. Ete olan talep arttıkça, yeraltı suları büyük ölçüde daha da fazla hayvansal ürüne katkıda bulunmak amacıyla pompalanmaktadır.

Her sekiz saniyede 1 dönümlük arazi, yenmek üzere beslenen hayvanlar için tahrip olmaktadır. Her bir vegan ise her yıl bir dönüm araziyi tahrip olmaktan kurtarmaktadır.

1 kilogram etle, 200 kilogram patates aynı süre içinde imal edilebilmekte ve 160 kilogram domates üretmek için de aynı yüzölçümüne ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca 50 kilogram sığır eti yerine, 1.000 kilogram kiraz, 6.000 kilogram havuç ve 4.000 kilogram elma üretilebilmektedir.

20 vegana karşın “bir” etobur, beslenmek için aynı yüzölçümünden besin gereksinimini karşılar.

Kaynak: www.tvd.org Türkiye Vejetaryen Kulübü, prijatelji-zivotinja.hr, ceviri: Ebru ARIMAN

Vejetaryen Sınıfları

  1. Vegan

En katı vejetaryen sınıfıdır. Veganlar, her türlü et ve et ürününün yanı sıra süt, peynir, bal gibi hayvansal gıdaları da tüketmeyi redderler. Tüm bunların yanı sıra veganlar, hayvanlardan elde edilen her türlü giyim eşyasını da kullanmayı redderler. Ipek, yün, deri gibi hayvansal menşeili ürünleri kullanmazlar.

  1. Lacto Vejetaryen

Lactolar, her türlü et ve et ürünüyle birlikte yumurta tüketmeyi de redderler. Çünkü yumurta yeni bir oluşumunun başlangıcıdır. Lacto vejetaryenler, Veganlara göre daha esnek bir beslenme tarzı benimseyerek süt ve süt ürünlerini ise tüketirler. Zaten adındaki Lacto da buradan gelmektedir; Lacto, süt demektir.

  1. Ovo Vejetaryen

Ovolar, her türlü et ve et ürünüyle birlikte süt ve süt ürünlerini tüketmeyi de redderler. Ancak Ovo vejetaryenler de, Veganlara göre daha esnek bir beslenme tarzı benimseyerek yumurta tüketirler. Zaten adındaki Ovo da buradan gelmektedir; Ovo, yumurta demektir.

  1. Lacto-Ovo Vejetaryen

Lacto-Ovolar, her türlü et ve et ürününü tüketmeyi redderler. Ancak hem vegan, hem lacto, hem de ovolara göre daha esnek bir beslenme tarzı benimseyerek, süt ve süt ürünleriyle birlikte yumurtayı da tüketirler. Adındaki Ovo-Lacto ibaresi de buradan gelmektedir, Lacto, süt, Ovo yumurta demektir.


çilek şerit

Şeker, Mısır Şurubu, Fruktoz Şurubu yerine daha sağlıklı ne kullanabiliriz?

  • Soğuk Sıkım Keçiboynuzu Özü,
  • Organik Meyveler,Meyve Suları,Meyve Konsantreleri ve Püreleri. (Örnek: Elma Suyu Konsantresi)
  • Agave Şurubu,
  • Akçaağaç Şurubu (Maple Şurup),
  • Hurma Özü,
  • Hindistan Cevizi Şekeri,
  • Stevia,
  • Gün kurusu/kurutulmuş meyveler,
  • Dut Şekeri
  • Şeker hastası iseniz Sukralozlu Tatlandırıcılar.

Kükürtle beyazlatılmış 800 derecede işlem görmüş şekeri kullanmanız tavsiye edilmez.

Geri dönüşüm

 Terim olarak, kullanım dışı kalan geri dönüştürülebilir atık malzemelerin çeşitli geri dönüşüm yöntemleri ile ham madde olarak tekrar imalat süreçlerine kazandırılmasıdır.

Tüketilen maddelerin yeniden geri dönüşüm halkası içine katılabilmesi ile öncelikle ham madde ihtiyacı azalır. Böylece insan nüfusunun artışı ile paralel olarak artan tüketimin doğal dengeyi bozması ve doğaya verilen zarar engellenmiş olur. Bununla birlikte yeniden dönüştürülebilen maddelerin tekrar ham madde olarak kullanılması büyük miktarda enerji tasarrufunu mümkün kılar. Örneğin, yeniden kazanılabilir alüminyumun kullanılması alüminyumun sıfırdan imal edilmesine oranla %35’e varan enerji tasarrufu sağlamaktadır.

Atık malzemelerin ham madde olarak kullanılması çevre kirliliğinin engellenmesi açısından da önemlidir. Kullanılmış kâğıdın tekrar kâğıt imalatında kullanılması hava kirliliğini %74-94, su kirliliğini %35, su kullanımını %45 azaltabilmektedir. Örneğin bir ton atık kâğıdın kâğıt hamuruna katılmasıyla 8 ağacın kesilmesi önlenebilmektedir.

 

Geri dönüşebilen maddeler

–        Cam

–        Kâğıt

–        Alüminyum

–        Plastik

–        Piller

–        Motor yağı

–        Akümülatörler

–        Beton

–        Organik atıklar

–        Elektronik atıklar

–        Demir

–        Tekstil

–        Ahşap

–        Metal

–        Solvent Bazlı Atıklar

 

slogan